25 Kasım 2015 Çarşamba

GÜMÜŞ [-3-]

Kasabanın duvarları düşündüğü gibi taştan değildi .Mira o kadar yol katedince sanki kocaman bir şatonun gölgesine sığınmış yüzlerce ev görmesi gerekiyormuş gibi hissediyordu.Oysaki burası teyzesinin kasabasının biraz daha yeşili idi .Ne daha fazlası ne de azı sadece yeşil.Mira bu kadar çok tarlayı ömründe görmemişti teyzesini köyünde su çok kıymetliydi bu kadar alanı ekmek için gerekli suya hiç sahip olamazlardı zaten .Tarlalarda çalışan işçiler bile yeşil miydi sanki hayır yorgunluktan gözleri ona oyun oynyordu ya da şapkalarından olmalı,huni şeklinde samanlardan yapılmış ve geniş kenarlı şapkalar işçiler sırf tarlalarda çalışsın diye üretilmiş gibiydi .Mira kardeşi Maysa yı da çekiştirerek teyzesine yetişti durup çalışan insanlara bakmak hiç bir yerde hoş karşılanmazdı zaten.Teyzesi kasabaya hiç girmedi çitler boyunca yürümeye devam etti ve biraz ilerledikten sonra çitlerin yanından ayrılıp tepeyi tırmanmaya başladı.Oysa ki mira o burun kıvırdığı çitlerde yolculuklarının sonlandığını düşünüp şükürler etmeye başlamıştı bile içinden .Ve de artık babasını göreceği için mutluluk dolmuştu yüreğine.Kasaba iyice küçülünce yolculuğun bitmediğine ika olmak zorunda kaldı kardeşi hayal kırıklığı yaşamamış gibiydi.Sadece yürüyordu Maysa yemek için durdukları sürece hiç bir şeye şikayet etmiyordu da keşke onun gibi olabilseydi.Sonunda kocaman bir meşe ağacının gölgesinde taş duvarları olan kulübe göründü yolculuk sonunda bitmişti iyi de bu ev de neyin nesiydi.
Mira belki de babası buraya yerleşmiştir ve de yeni evleri burasıdır diye küçük bir ümide tutunmaya çalıştıysa da babasının atının ortalıkta olmayışı hatta bir atın barınabileceği ağıl olmayışı bu ümidi çabuk koparmıştı bahçesinden.
Teyzesi kapıyı çaldığında kapıyı oldukça yaşlı olduğu yüzündeki her çizgiden yansıyan bir kadın belirdi eşikte.Kadının gözleri bir an kısıldıysa da sonra teyzesine sarıldı hiç konuşmadılar uzunca bir süre sarıldılar.Ardından kadın onları ateşin başına çağırdı ocakta kocaman kazanın içinde yahni pişiyordu .Bir kadın tek başına bu kadar yiyeceği neden pişiridi ki ?
-Aç olacağınızı düşünmüştüm
dedin kadın .
Mira hemen başını çevirdi yüksek sesle mi serzenişte bulunmuştu bunu hiç yapmazdı halbuki.
Kadına bakmaya devam etti teyzesi onu hala azarlamamıştı bu kadar patavatsız olmasına muhakkak azar yemiş olması gerekirdi.Bir şeyler doğru değildi.Kadın gözlerinin içine bakmaya devam ederken ;
-Mira yanlış hiç birşey yok uzun zamandır seni bekliyordum dedi.
Mira Aaaaah ! diye haykırdı teyzesi ve maysa birden ona doğru döndüler.
Mira şok olmuştu kadın nasıl olur da ağzını oynatmazdı ,Teyzesine ayağını masaya çarptığı için canının yandığını söyleyip hızlıca  ocağa en uzak mindere yerleşti.
Dehşet içindeydi teyzesi onları nereye getirmişti böyle.
Kadın gözlerini ondan hiç ayırmıyordu
-Korkma Mira ,sen benim ilk kan torunumsun ve baban 18. yaş gününde seni yanıma getirerek sözünü tuttu
Miranın bir babaannesi ve bir de anneannesi vardı zaten nasıl torunu olabilirdi bu kadının.Düşünmemeye çalışmanın faydası yoktu Mira sadece düşünerek,
-Torununuz mu? diye sordu
Kadın sağ elini keten elbisesinin kollarından biraz daha çıkartıp Miraya bileğindeki mor peri dövmesini gösterdi .
-sen benim ilk kızımın ilk kızısın seni korumak için ne gerekiyorsa yapardık ve yaptık da
sadece seni özlemek en zoruydu dedi kadın ya da anneannesi ,ama anneannesi vardı küçük bir çocukken hatırlıyordu onu bir dizine yatırıp olmayacak güzellikte perilerden bahseder uykuya dalana kadar o ve maysa nın saçlarını okşardı.
Mira hiç birşey anlamıyordu
Yemekten sonra teyzesi Maysayı alıp kasabaya gideceğini söyledi burada hepsine ytecek kadar yer olmadığını Miranın zahmet vermeyeceğinden emin olduğunu söyleyip Maysanın da elinden tutup yola koyuldu.
Karaklık çökmeye başlamıştı ,bu kulübeden daha küçük taş parçaları üzerinde uyumuşlardı nasıl olurdu da buraya sığamazlardı.Mira Teyzesine seslenmek üzereydi ki Tuana yapma dedi .
Mira neden sözünü dinlediğini bilemedi ama seslenmedi teyzesine,
Kadının yüzüne bakmasına gerek yoktu dudaklarını oynatmadığından emindi tıpkı onun oynatmadığından emin olduğu gibi.
Kadın kendisiyle beraber yürümesini rica etti ,Beraberce evin arkasına doğru yürüdüler meşe ağacının arkasında kocaman beyaz mermerden bir masa ve 3 küçük beyaz taştan oluşan sandalyeler vardı birine kadın oturdu ona da sağındaki taşı işaret etti .Mira hipnotize olmuş gibi ilerliyordu sanki hayal alemi gibiydi Güneş gözden kaybolurken ya da ay gökyüzüne yükselirken hiç konuşmadılar ,Mira mermer masa üzerindeki desenleri takip ediyordu bir an sanki sonsuz yaprak desenleriydiler ama sonra kocaman dalgalar oluyorlardı .Tuana bileğini açıp ay ışığına şıkardığında mor ışıklar arasında
-ANNEEEE diye çığlık attı mira
nasıl olabilirdi annesi tuananın mor dövmesinden ve iki kanatla gökyüzüne yükseliyor olamazdı.O esnada kolunu ay ışığına çıkarıdığının farkında değildi ve mavi peri de yükseldi ışık hüzmeleri arasından .
Annesi hayır Tuananın mor perisi Annesiii
Mira ağlamaya başladı annesi ölmemişti işte birşekilde ordaydı.
Tuana elini tuttu o senin öz annen değil Mira dedi
Seni korumak için babanla uzaklara gönderdiğimizde onu da yanında yolladık ve Mor perim yanında olduğu sürece sen güvende olacaktın senin sihrin ortaya çıkmayacak mavi peri korumasız kalmayacaktı.Ama kurtlar mor periyi bulduğunda insan formunda yapabileceği çok bir şey yoktu baban zamanında yanında olamadı ve o tekrar peri olunca yerin açığa çıkmış oldu .Baban son bir ümit belki kendisini takip ederler diye yolculuğa çıktıysa da mavi perinin ortaya çıkışı seni günyüzüne çıkardı buraya dönmen gerekiyordu artık Mira dedi kadın kısık bir sesle.
Mira kadına deliymiş gibi bakıyordu ,kendi bileğindeki dövmeden yükselen perinin varlığı normalmiş herşey normalmiş gibi peki annesi değilse Mor peri öz annesi neredeydi?
Öz annesi kimdi?
Tuana elbisesinin örttüğü gümüş gibi parlayan kitabı uzattı Miraya bu senin tüm sorularının cevabı burda yazılı.
Kalkıp eve doğru yürüdü mor peri bir süre daha Miranın etrafında uçtuktan sonra o da tuananın ardından eve girdi.
Mavi peri masanın üzerine oturup Miraya bakmaya başladı
Elindeki kitapta sadece Kyria yazıyordu.
Üstelik bu kelime kendi dilinde değildi .Mavi periye neden ona anlatmadığını sordu .
Neden en azında ağladığı mezarın boş hatta öz annesine bile ait olmadığını söylemediğini sordu.
Mavi peri biraz utanarak bu yasaklanmıştı dedi.Yapabileceğim tek şey seni neşelendirmek ve korumaktı ,sana şu an bildiğinden fazlasını anlatamam ,ya da inanmadığını doğrulayamam dedi.
Mira kitabın kapağı üzerinde başparmağını hafifçe gezdirmeye başladı sadece harfleri takip edecekti kitap falan okumak istemiyordu ..

Kitap ışıldamaya başladı harfler kayboldu ve az önce tuananın oturduğu yerin solundaki taşta bir kadının silüeti belirmeye başladı...


.......ve bu gece için bizim evrenden bu kadar .....


birinci bölüm için tıklayın


ikinci bölüm için tıklayın















3 yorum:

  1. Merakla devamını bekliyorum

    YanıtlaSil
  2. Sonlara doğru iyice heyecan artıyor :) Son bölümünü göremedim sadece bir tasarım gördüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir iki bölüm için daha karalamam var defterimde ama bloğa yazmadım tekrar aynı evrene dönebilecek kadar kalamadım kendi evrenimde ama zihnimde hala bazen rüyalarımda sanırım hikayenin devam etmesini istiyor :)

      Sil